Sayı: 41 / DEPRESYON VE NÜFUZ EDEN ANNESEL NESNE ARASINDAKİ İLİŞKİNİN PROJEKTİF TESTLER VE PSİKANALİTİK TERAPİ İLE İNCELENMESİ

  • DEPRESYON VE NÜFUZ EDEN ANNESEL NESNE ARASINDAKİ İLİŞKİNİN PROJEKTİF TESTLER VE PSİKANALİTİK TERAPİ İLE İNCELENMESİ

    Alperen Ak, Sümeyra Altan Karlı
    Özet :

    Bu çalışmada depresyon tanısı 14 yaşında ergen bir kız çocuğunun (Derin) projektif testleri -Rorschach ve Tematik Algı Testi- ile psikoterapi süreci tartışılacak, projektif testlerin psikoterapi sürecine katkıları, bilinçdışı malzemenin çalışılması için hazırladığı ortam ele alınacaktır. Derin'e psikiyatri tarafından depresyon tanısı konulmuş ve ilaç başlanmış, buna ek olarak psikoterapi ihtiyacı olduğuna kanaat getirilmiştir. Psikoterapist, projektif testlerin hastanın ruhsallığını anlamada ve psikoterapi sürecinde yararlı olacağını düşünerek, hastayı testler için yönlendirmiştir. Derin teste geldiğinde depresyon tanısının yanı sıra okula devamlılık, sosyal ilişkilerde zorlanma yaşadığını belirtmiştir. Hikâyesi alındığında, anne ve kardeş ile yaşayan Derin'in babasının erken yaşta boşanma sonucunda evden ayrıldığı, Derin'in babasıyla nadiren görüştüğü öğrenilmiştir. Testler incelendiğinde hastanın annesel nesneyi yücelttiği, bunun yanı sıra yüceltilmiş bu nesnenin çok kırılgan olarak yaşantılandığı ve annesel olanla kurulan bağın melankolik denebilecek depresif bir duygulanım ile sürdüğü görülmektedir. Anne ile ilişkinin verildiği yanıtlarda melek, cennet gibi yanıtlar görülmekte, bunlara eşlik eden C' kodlamaları gelmektedir. Hastanın testlerdeki sözel savunmaları da perseveratif ve dikkat çekicidir. Özellikle tematik algı testinde "geçmiş zaman, anlamsız, tarihten anlamam" gibi sözel savunmalar testin ortaya çıkardığı endişeyi bastırmak için kullanılmakla beraber, narsisistik eksikliğe de işaret etmektedir. Dürtünün ortaya çıkışı da yine zorlanılan bir konudur. Özellikle cinsel dürtünün ortaya çıkabileceği kartlarda dürtü dondurularak "fotoğraf karesi" şeklinde tanımlanmıştır. Ergenlik döneminde dondurulan cinsel dürtülerin anne ile girilebilecek bir rekabete karşı savunma olduğu düşünülebilir. Hastanın yalnız kalma kapasitesinin yetersizliği, annesel nesnenin yüceltilmiş fakat kırılgan doğası, onunla rekabete girip ona zarar vermek istemeyen öznede narsistik eksikliklerle bezeli bir depresif tablo çizmektedir. Psikoterapi sürecinin başlarında annenin ideallerinin hâkim olduğu bir benlik üzerinden kendiliğini inşa etmeye çabaladığı, erkeklerin kendisi ile sadece cinsel arzuları amaçlı ilişki kurduğunu ve bu sebeple karşı cinsin değersizleştiği konular ele alınırken, ilerleyen süreçte kendi yıkıcılığının annenin ruhsallığına zarar verdiği, duyguların ihmal edildiği, yalnızlık hissinin yoğun olduğu konular çalışılmakta ve temalar, bilinçdışı malzeme projektif testlerle tutarlı görülmektedir.

    Anahtar Kelimeler : annesel nesne, depresyon, ergenlik